Çarşamba, Ağustos 31, 2011

Bayram'da Ne Giydim??

Bayramlara özel bir ilgim olduğu söylenemez. Hatta sevmiyorum bile denebilir. Ziyaret edilebilecek tek akrabam anneannem olduğundan pek de eğlenceli geçmez. Malum baba tarafından Hollandalı olunca pek de bayram geleneğimiz olduğu söylenemez. Ama yine de uzun zamandır yapmadığım bir kıyafet postu yapmak istedim. 
Tek sıkıntı bütün fotoğraflarda elbisenin sağ kolu hep kıvrık çıkmış :(( nedenini anlamadığım bir şekilde bu elbiseyi giydiğimde böyle bir problem yaşıyorum. işte fotoğraflar...
,




Elbise : Terkos Pasajı
Aslında eskiden tunikti. Boyu çok uzun olan bir Mango eteğimde biraz parça kesip tuniğin ucuna ekledim, ve kullanması inanılmaz rahat bir elbise oldu. Ben hiçbir şeyi atmam ben :)
Ayakkabı : İtalya ( Napoli'de bir butik )
Bileklikler : İstanbul boğazı, Fatma'nın eli ve kare beyaz taş olanları yine ben yaptım. 
Kelepçe ve boncuklu olan H&M İtalya
Çanta : H&M Hollanda
Saat : Swatch

Pazar, Ağustos 28, 2011

Zincir+İp Birlikteliği Kolye

çooook uzun zaman önce gördüğüm, birçok yerde örnekleri bloglarda paylaşılan hatta zetfashion'un blogunda nasıl yapıldığını anlatan bir post bile bulunan sevimli bir bilezik var.
ben de sonunda yapmaya kalkıştım, baktım zincir bilezik olmak için fazla uzun ama kolye için de kısa. ben de boncukla tamamlarım diye düşünüp kolye yapmaya karar verdim. 
açıkçası başta biraz zorlandım. zincirin halkaları seçtiğim ipler için biraz küçük kaldı. ama zorlaya zorlaya yaptım ve ortaya da böyle birşey çıktı. ve sanırım ben kendi yaptığım şeye bayıldım :))







Cumartesi, Ağustos 27, 2011

Almanya - BERLİN

Belçika postundan sonra aslında arada 2 günlük Hollanda gezimin postu olması lazım, ama malum sürekli Hollanda'ya gittiğimden bu sefer gittiğimde sadece alışveriş yaptım. Fotoğraf çekmedim denebilir:) 
O yüzden direkt olarak Almanya postuna geçiyorum. Aslında Düsseldorf ve Köln postu da yapabilmek isterdim ama Almanya içi ulaşım sıkıntılarından dolayı 4 gün Bremen'de kaldım ve o şehirleri tam anlamıyla gezemedim :(
Umarım bir daha ki sefere, tam anlamıyla gezersem güzel postlar yaparım onlarla ilgili de.
öncelikle :

BERLİN

tabi ki öncelikle Berlin Duvarı'ndan birkaç kare.. aslında yüzlerce fotoğraf var bu duvardan.
ama şimdi paylaşıp sıkmak olmaz :)




fotoğraflarda fazlasıyla yorgunum. Nedeni de şu :
Amsterdam'dan Berlin'e otobüs yolculuğu yaptık. Uyuduk evet ama otobüste ne kadar güzel uyursanız öyle uyuduk. Hava da beklediğimizden sıcaktı. Yanımızda da hep kışlık kıyafetler vardı. Kuzey Avrupa'dayız üşürüz derken piştik. Uykusuzluk, yorgunluk ve sıcak üst üste gelince bitik bir Yasemin çıktı ortaya.




Berlin'de Türk etkisi... sadece ufak bir örnek.





Temsili sınır memuru... 
Doğu - batı Berlin arası vizemizi burdan aldık.


şakır şakır Türkçe konuşan bu memurla hatıra fotoğrafı çektirmeden olmazdı.
Şu anda hatırlayamıyorum ama sanırım Türki milletlerden birindendi. İstabul'da yaşamışlığı da vardı.
Şaka gibi ama her yerdeyiz :)

ve bana eşlik eden ve bütün fotoğraflarda imzası olan Ozan'a teşekkürler :)



Holocaust Anıtı 

Postdamer Platz'daki Berlin Duvarı sergisi.



ve meşhur "Check Point"in modernize edilmiş hali.
"Mini" Galerisi 




ve tabi ki Kreuzberg gerçeği...
Hep duyardım Türk yoğunluğunu, çok var, adeta Türkiye gibi diye. Bu kadarını beklemiyordum.
ve biz güney İtalya'da aylardır Türk yemeklerinden ve özellikle Rakı'dan uzak kaldığımız için Kreuzberg bizim için cennet gibiydi :) işte kanıtları! :)











Çarşamba, Ağustos 10, 2011

Belçika - Belgio

evet gezilerime devam ediyorum. Malum Avrupa'da Ryanair gibi bir nimet söz konusu. Zaman zaman 7 euro'ya bilet bulabiliyorsunuz. Biz de bize en yakın havaalanından Brüksel'e bilet bulduk. Dönüş biletlerini de Düsseldorf'tan aldık. Arada 12 gün bıraktık ve Belçika-Hollanda-Almanya olarak 3 ülkeyi tam anlamıyla gezeriz dedik. Ben de şimdi size ilk durağımız Belçika'dan birkaç birşey paylaşıcam. Hollanda'ya çok sık giden biri olarak Belçika bana çok da ilginç ya da çok güzel gelmedi. Fazla düzenli, minik, evler tek tip.. Tam anlamıyla ikinci bir Hollanda oldu benim için..
Bu sefer konaklama yöntemi olarak "couchsurfing"i kullandık. Belçika'nın Aalst şehrinde bir rezidanstan kabul gelince biz de orda kalmaya karar verdik. Çünkü Gent ve Brüksel'i gezmek istediğimiz için Aalst tam ortada kalıyordu. Trenle ulaşım da her zaman çok kola yolduğu için farklı bir şehir görmüş de oluruz dedik ve Aalst'ta kaldık.
Aalst'a ik bakış. Minicik, sessiz sakin ama bir o kadar da güzel bir şehir.

Belçika'da çeşit çeşit bira içmeden olmazdı tabi ki :)
şehrin tek meydanı...minicik. Sanki maket gibi :) 
ve sanırım yüzyılın icadı bu bebek arabaları :) 

GENT

Amsterdam'a gerçekten benzeyen cıvıl cıvıl bir şehir. Çok beğendiğimi söylemeden geçemicem. Kesinlikle yaşanılası bir şehir. Evleri, sokakları, kanalları tamamen hem dinlendirici hem de fazlasıyla eğlenceli...









aşağıda gördükleriniz jelibon gibi bir şeker. Belçika'ya özelmiş. İçinde sanırım böğürtlen,çilek,ahududu tarzı orman meyveleri dediğimiz meyvelerden varmış. Dışı sert içi sıvı bir şeker türü. Denemeden yapamazdık tabi ki:) ve pişman da olmadık! Görürseniz mutlaka deneyin!


BRÜKSEL

Açık söylemek gerekirse pek beğenemedim Brüksel'i. Fazla bina bina üst üste. Çok da gezilesi yerleri yoktu sanki. Aslında en önemli yere gidemedim, Atomium Heykeli'ne gidecek vaktim yoktu. O yüzden sokakları gezmeyi tercih ettik arkadaşımla. Bir daha yolum düşerse sadece Atomium için Brüksel'e giderim :)

Brüksel'in adeta simgesi olmuş "Manneken Pis" şeklindeki çikolatalar bütün dükkanların vitrinlerinde... Tabi ki Belçika denince akla gelen iki şeyden biri de çikolata...



sevimli mi sevimli bir gelin arabası :)


meğer Van Gogh da Brüksel'de beni bekliyormuş :)
şaka bir yana, bu canlı manken arkadaşımız Türk olduğumuzu duyunca hemen sordu, "Fenerbahçe?Galatasaray?" diye. Tabi ki Fenerbahçe dedim. Güldü ve arkasından tekrar sordu "İstanbul?Ankara?". Ben de  İstanbul dedim. "İstanbul güzel, Fenerbahçe güzel. Bye bye" dedi elimi öptü. Türkiye'yle ilgili bildikleri ilk şeyler bunlar demek ki :)


meşhur Manneken Pis
Bu heykelin de şöyle bir özelliği var, gün içinde belirli saatlerde bir görevli tarafından kostümü değiştiriliyor. Tam kostüm değişim zamanına denk gelmiştik, o nasıl kalabalık o nasıl heyecan insanlardaki :)
Garip tabi, küçücük heykel sonuçta. Sonradan tamamen turistik amaçlı aktiviteler :)



ve Waffle yemeden gitmek olmazdı!