Pazartesi, Ağustos 01, 2011

Sono Tornata!

evet! 5 ayda öğrendiğim İtalyancamı herkesin gözüne sokmaya bayılıyorum. üzgünüm :)
tam 1 hafta önce İstanbul'a döndüm. 25 şubat-25 temmuz arasındaki günlerimin çoğunu güney İtalya'da Calabria bölgesinde bir üniversitede geçirdim. Giderken keyifsiz, beklentilerini minimuma indirmiş hatta suratsız bir haldeydim. 

Gidince de ilk ayım da sıkıntı yaşadığım doğru. "Ben buraya alışamam. Ne işim var benim burda?" vs. vs. şeklinde düşüncelerle boğuştum. 
Ama gelin görün ki son 2 ay "Lütfen bitmesin! Dönmeyelim! Burda kalalım!" diye sayıklamaya başladık.
Herşey çok güzeldi, fazla güzeldi. Bir sürü yer gezdik. O yüzden bu kadar geç yazıyorum bu yazıyı da. 

Erasmus yaparken Blog yazmaya ara vermek istedim. Neden bilmiyorum, sanırım kafamı toparlayamadım. Ya da fazla rahattım, 5 dakika şunun başında oturmayı bile fazlalık gördüm.
Zaten çok fazla şeyi çok kısa sürede yaşadım. En basit örneği olarak 10 gün hastanede yatıp, ameliyat bile oldum. Hayatımın ilk serumunu İtalya'da aldım. Annem Türkiye'de olduğu için bu durumu da arkadaşlarımla atlattık. İyi ki onlar vardı. Ne yapardım bilemiyorum. 
Dediğim gibi şimdi şimdi kendime geliyorum. İstanbul'a alışıyorum. Burda yaşadığım hayata geri dönüyorum. Uyandım(!) da denebilir. Ama çok zorlanıyorum orası da doğru. Özlemiyorum dersem yalan olur.
İşte ben de bu yüzden, bir süreliğine yaptıklarımla değil de gezdiklerimle blogumu meşgul etmek istiyorum. Önümüzdeki 10-15 post Erasmus hayatım ve gezdiğim yerler üzerine olucak sanırım, şimdiden uyarıyorum :) Umarım siz de beğenirsiniz, gezmiş kadar olursunuz. 
Hem ben de tekrar tekrar fotoğrafları karıştırdıkça mutlu olurum :)
evet yavaş yavaş sizi bol pizza, şarap, makarna ve tarih dolu 5 aylık maceramla baş başa bırakıyorum :)



Hiç yorum yok: